Tandem (Art arda) Emzirme Serüvenim


Büyük bir aşka hayatımı birleştirdiğim eşimle bebek kararı aldığımızda zihnimde “ya sonra” diye her zamanki gibi yükselen sesi duyuyordum.


Ayaklarımı hep sağlam bastım. Hayatımı planlayarak yaşamaya çalıştım. Sonrasını görmeden hareket etmek benim için dipsiz bir kuyuya düşmekten farklı değil.
Kardeş sevgisine önem verdiğimiz için en az iki çocuk yapmayı istiyorduk. Ama ne zaman olmalıydı. Edindiğimiz bilgiler ardından büyük oğlum Selim Demir 6 aylık olduğunda ikinci bebek için doğru zaman olduğuna karar verdik. Yine bir soru işareti… Emzirebilecek miydim? İşte şimdiye kadar ilgilenmediğim, hiç bilmediğim bu konularda sıfırdan en güncel bilgilerle donanmaya farkında olmadan başlamış oldum.
Emzirilebileceğini öğrenmek hevesimi adeta ikiye katladı. 


Hiçbir zaman kafamda “bebeğim ya emmezse, sütüm olmazsa, meme reddi yaşarsam” gibi tereddütlerim olmadı. O bebek doğacak, süt elbette olacak ve bebeğim emecekti.
İnsan neye inanırsa onu yaşıyor diye düşünüyorum. Ben inandıklarımı yaşadım. Selim doğdu, sütüm oldu ve şuan 28 aylık hala emmeye devam ediyor…
Tam arzu ettiğimiz gibi Selim Demir 6 aylık olduğunda ikinci gebeliğim sağlıklı şekilde gerçekleşti.

Hamile olduğum haberini veren doktor “hemen emzirmeyi bırakıyorsun” dedi. Gerekçesi düşük riski oldu. “Hamileyken emzirmek her anne için düşük riski teşkil ediyor” dedi. Bunlar kanıta dayalı sözler değildi. Ben değerlerimi kontrol ettirmiş, sağlık kontrolünden geçmiştim. Risk teşkil edecek bir sorunum yoktu. Hamile durumda emzirilebileceği konusunda yabancı ve türk bilimsel verileri baz alan kaynakları okudum. (İlgili linklere yazının sonundan ulaşabilirsiniz). Ayrıca bunu tecrübe etmiş annelerin bilgileri bana çok yardımcı oldu.

Ardından son derece donanımlı bir dokrora ulaştım. Kendini alanında geliştiren, yenilikleri takip eden, iletişimi güçlü bir kişi. Her durumu adım adım anlattı. Benim bilgilememe katkı sağlayan yol arkadaşım oldu.

Çevremdeki bazı tanıdıklarım ise “sütün emen bebeği zehirler, karındaki bebek gelişmez, düşük olur” gibi türlü asılsız sebepleri öne sürerek hamile iken bebeğimi emzirmemem gerektiği söylediler. Beni gören anneler için, emziriyor oluşum adeta imkansız bir durumdu. Kararlı duruşum, söylediklerim ilk zamanlarda çok etkili olmasa da bir süre sonra yaşadıklarımla onlar için artık yaşayan bir kanıt oldum.

Doğumun olduğu gün dahil kesintisiz şekilde Selim Demir’i emzirmeye devam ettim. Bu durum en ufak sıkıntıya sebep olmadı. Ve ikinci bebeğim Mert Ferit’i 40. haftada, normal doğumla, son derece sağlıklı bir şekilde kucağıma aldım. Ten tene temas halindeyken kordonu hala bana bağlı olan minik bebeğim daha o anda bile beni emmeye hazırdı.
Beni temizlediler ve odama çıktım. Hemen Selim’i aradı gözlerim. Tuhaf bir suçluluk duygusu ile hislerim allak bullakdı. Selim’in tepkisini merak ediyordum. Selim 14,5 aylıktı, ona defalarca anlatmaya çalışsam da muhtemelen o anda neler olduğunun tam olarak farkında değildi. 


İlk Mert Ferit’i emzirdiğimde Selim görmesin istedim. Perdeyi çektiler. İlk tandem anına hazır hissetmeliydim. Bu güçlü annelerin verebileceği bir karar. Kendimden yana bir endişem yoktu. Tek endişem Selim Demir’in vereceği tepkiydi.
İkinci emzirişimde Ferit emerken Selim’i de yerleştirdik. Selim sadece baktı kardeşine, itmedi. Daha ilk anda onun varlığını kabullenmiş gibiydi. Şimdi anlıyorum ki evet daha ilk andan itibaren kardeşini kabullendi. 


Birkaç gün Selim’i aldatma, utanma gibi hislerden uzaklaşamadım.
Doğum sonrası pansumanım dahi yoktu oldukça doğal bir doğum yaşadığım için rahim kasılma sancıları dışında hiçbir sıkıntım olmadı. Bu nedenle kendime gelmem uzun sürmedi. İlk günler eşim ve annem bana destek oldular. Sadece iki hafta sonra iki meleğimle başbaşa kaldım. 


Tek önceliğim bu minik adamlardı. Akşam işten gelen eşim eve yemek yapıyor, bana her türlü konuda destek oluyordu. Eşim bu denli yardımcı olmasaydı bu kadar güçlü olamazdım.
Zordu, daha kolay olmasını umudetmiyordum. Söylendiği gibi bol bol kolostrum geldi. Sütüm her iki bebeğime de fazlasıyla yetti. O anda bir üçüncü olsa o da doyar diye hissediyordum. Onlar emdikçe süt üretimi o oranda arttı. Ve bende hızla eski formuma kavuştum. Bu kesinlikle doğanın dengesi.
İnsan kendini dinlediği zaman doğru yanıtları içinde bulabiliyor. Herşey bizde kodlanmış durumda. 


Eğer ki anneler bebeklerini okumaya çalışırlarsa işte o zaman doğru yanıtları alacaklar. İlk bebeğimle edindiğim tüm tecrübelerimi Ferit’e uyguladım.
Tüm tecrübe bebeği anlamaya çalışmaktan ibaretmiş onu öğrendim. Ne için ağladığını çözmek asıl mesele. Emmek için ağladığında meme, uyku için ağladığında uyku. Kafa karışıklığı olmadığı zaman bebek anne karnındaki muazzam düzenini dünyada da devam ettirebiliyor.



Şimdi Mert Ferit 13, Selim Demir 28 aylık ve her ikisi de yeni doğan gibi bol bol emiyorlar. Selim hala emdiği için şu herkesin kabusu olan 2 yaş sendromunu da pamuk gibi geçiriyor.
Ve en önemlisi ben hayalimin gerçekleştiğini adım adım izliyorum.
Kardeş kıskançlığı olması gereken oranda çok az, kardeş sevgisi ise göz yaşartıcı boyutta… Bu durum elbette ki tesadüf değil. Onlar birbirlerinin elini tutarak, aynı teni koklayıp aynı sütü içtiler. Paylaşmayı öğrenerek büyüyorlar. Bu durum aslında en doğalı, ne yazık ki zamanımızda bu mucizevi bir durum gibi görülüyor. Mucizevi olan asıl şey ise anne sütü! Ve ben bebeklerime bu mucizeyi yaşatmayı onlar bunu istemeyene kadar devam edeceğim. Bu sadece doymaları değil, bu derin bir bağ, bu bir olmak, bu birbirimizden alıp yine birbirimizle paylaştığımız güç.


Sadece anne olmaya çalışıyorum. Tek yaptığım bu. Anladım ki, bebek doğduğunda anne olunmuyor. Annelik sorumluluğunu omuzlayıp bu bilinçle bebeği için en iyiyi sorgulayınca, öğrenince, emek emek anne olunuyor.

Tandem emzirmek isteyen tüm kadınlar, içinizde bunu başarabilecek güce sahipsiniz, sadece bilgiye ulaşın ve kendinize inanın!

Vildan Özdursun
Daha fazla bilgi için:

Hamileyken Emzirmek ve Tandem: Ne Kadar Tehlikeli? Güncel arastirmalar