Meme Reddinden Meme Kenesine


Yazan: Kumru Alpaydın, Şubat 2021

Benim emzirme hikayem tam 38 yıl önce, annemin çalışan bir kadın olarak beni emzirememe hikayesiyle başlıyor. Ne zaman bu konu açılsa annem, gözleri hafifçe yere doğru inerek, "Doğum izni 20 gündü, işe döndüm. Sütüm de yoktu zaten, emziremedim seni" der. Bu sözlerin arkasında, ne çok vicdan yükü, ne çok desteksizlik, ne çok yalnızlık olduğunu ancak bebeğim hayatıma katıldığında anladım…

Anne olmaya geç karar verebilmiş, iş hayatının en yoğun döneminde bir kadın olarak, bebek ve doğumla ilgili pek çok konu gibi emzirme konusunu da akışına bırakmış, bir plan yapmak ve bilgilenmek yerine, geleni karşılamaya çalışmayı seçmiştim. Ne hamilelikle, ne doğumla, ne de bebekle ilgili pek bir şey okumuyor, bedenimin 38 yıllık var olma tecrübesinin bu konuları da halledebileceğine güveniyordum. Sorunsuz bir hamilelik ve sorunsuz bir doğum yaşadım. Emzirme konusu ise hiç beklemediğim şekilde iyi başladı. Bebeğim emiyor ve sütüm geliyordu. Bu benim için şaşırtıcı oldu, anneme bedensel olarak aşırı benzerliğim, onun emzirme tecrübesinin benim de emzirme tecrübem olacağını düşünmeme sebep olmuştu ama başlangıç hiç de öyle olmadı.

Bebeğim 7 günlükken, bir mimarlık dergisi için, yazmaya doğumdan önce söz verdiğim ama beklediğimden 3 gün önce gerçekleşen doğum sebebiyle tamamlayamadığım yazımı bitirmek için bilgisayar başına geçtim. Henüz 7 günlük, bu minicik canlıyı, sürekli kucağımda tutmak konusunda çok güçlü bir içgüdüm vardı. Onu bir saniye bile göğsümden ayırmak istemiyordum ama yazmaya söz verdiğim yazıyı bitirememiş olmak da beni çok rahatsız ediyordu. Bitiremediğim işler için ne kadar gerildiğimi bilen ama bebeğimi kucağımdan bırakmak istemediğimi de anlayan eşim bilgisayar klavyemi biraz ileri itip, bir yastığın üzerine yatırdığı bebeğimi klavyenin olması gereken yere koyarak çalışırken emzirmeye devam etmemi sağladı. Bebeğim emiyor, uyuyor, uyanıyor, tekrar emiyordu ve ben de çalışıyordum. Birkaç günlük çalışma ve handsfree emzirmeyle yazı yetişti, benim stres seviyem de normale döndü.


Bebeğimin doğumunun 14. gününde aşılması gereken yeni bir konu bizi bekliyordu. Yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak, stüdyo yürütücülüğü yaptığım üniversitenin final jürileri başlamıştı. Sabahtan akşama kadar süren jürilere, projelerini beraber yürüttüğümüz öğrencileri yalnız bırakmamak için katılmak zorundaydım. Hastane tipi bir pompa kiraladık ve süt sağmaya başladım. İşte o ana kadar her şeyin çok iyi gittiğine olan inancım bir anda yerle bir oldu. Bir taraftan bebeğim emiyor, onun uyuduğu kısacık aralıkta süt sağıyordum ve şişede biriken 10 ml sütü görünce, özgüvenim giderek azalıyor hatta bebeğimin doyduğundan şüphe ediyordum. Benim okulda olacağım 4 günlük jüri maratonunda, eşim evde olacak ve sevgili bakıcımız ile beraber bebeğe benim yokluğumu hissettirmeyecekti. Jüri günü gelip çattığında bebeğe yetecek kadar süt biriktirebilmiş değildim. Hatta sütümün az olduğuna ve bebeğime yetmediğine bile ikna olmuştum. Çevremde olumsuz emzirme tecrübesi olan ne kadar çok kadın olduğunu hep bir ağızdan mama vermem gerektiğini söylediklerinde anladım. Bu kadar çok kadın, her biri tecrübeli annelerdi, emziremediyse ben nasıl emzirebilirdim ki?! Onların sütü yetmediyse benimki nasıl yeterdi?! Mama konusuna hızlıca ikna oldum ve anne memesine en yakın olduğu (!) iddia edilen bir biberonla beraber, mama satın aldım. Ben okulda jürideyken, babası bebeğimizi biberon, sağılmış azıcık anne sütü ve mama ile beslemeye başladı. Okuldan döner dönmez hemen bebeğimi alıp soyunup yatağa giriyordum, ertesi gün tekrar okula gideceğim zamana kadar onu koynumda tutuyor, sürekli emziriyordum. Yine içgüdüsel olarak bebeğimle ten teması kurmak istediğimi, koynumda uyutmak istediğimi, istediği zaman emmesini sağlamaya çalıştığımı şimdi dönüp o günlere bakınca anlıyorum. Jüri günlerini de gayet iyi şekilde atlattık. Tabi artık benim, süt konusunda kendime güvensizliğim ve biberon o günlerin sonucu olarak hayatımızdaydı.

Bebeğim 1 aylık olunca, günde birkaç saat ofise gitmeye başladım. Bebeğimin doğduğu gün bile öğlene kadar çalışmıştım ama bu işlerimi bitirmeme yetmemişti. Devam eden projeler için ofise gidiyor, biraz çalışıyor, işleri yoluna koyuyor ve eve dönüyordum. Bu sırada bebeğim evde biberonla besleniyordu ve ben bizi çok yakında bekleyen tehlikeden habersiz bir şekilde "hem senin de göğsün dinlensin" öğütlerini dinliyordum. Tehlikenin su yüzüne çıkması ve kendini göstermesi çok sürmedi: MEME REDDİ!

O güne kadar memeyi büyük bir istekle emen miniğim bir anda memeye düşman olmuştu. Emzirmeye çalışırken kafasını geriye atıyor, ağlıyor, kafasını sağa sola çeviriyor ama bir türlü emmiyordu. Biberon ile arası ise gayet iyiydi. Defalarca denedim, sonuç değişmedi. O an hissettiğim üzüntüyü şu anda bile çok canlı bir şekilde hatırlıyorum. Hemen elime telefonumu alıp googlelamaya başladım. Neden emmiyordu bebeğim? İlk aklıma gelen ihtimaller, yetersiz olduğumu düşünmeye ne kadar meyilli olduğumu yüzüme vuruyor şimdi.

Search: süt yetmeyen bebek!

Önümde açılan, kaynağı ve niyeti pek belli olmayan onlarca internet sitesini hızlıca gözden geçirdim. Formül mamalardan, ev yapımı tariflere, çeşitli hastalık olasılıklarına varana kadar pek çok şey okudum. Sonra aklım ve duygularım daha da karışmış şekilde bebeği olan arkadaşlarımı aramaya başladım. Bir kaçı bir yıl civarında çalışmamış ve bebeğini de işe başlayana kadar emzirebilmiş, biri meme ucu yaralarından dolayı emzirememiş ama 14 ay boyunca sağarak bebeğine anne sütü vermişti. Bir tanesi ise daha ben hikayemi anlatmaya başlar başlamaz MEME REDDİ dedi. "Biberonu bırakmalısın hemen!" diye de ekledi. Biberonu nasıl bırakabilirdim ki ben yokken aç mı kalacaktı bebeğim? Bana hızlıca cup feeding’den (bardakla besleme) bahsetti, biraz sakinleştirdi ve instagram'dan bir yenidoğanın bardakla süt içtiği bir post gönderdi. Bu post benim ve bebeğimin hala devam eden emzirme serüvenimizin ışığı oldu. Önce o postun olduğu hesabın tüm gönderilerini, arkasından o hesapta önerilen diğer hesapların gönderilerini tek tek okudum. Paylaşılan tüm linkleri, verilen referansları, temas ettiğim her şeyi okudum. Okudukça çaresizlik hissim azalıyor, anlamaya başlıyordum.

Kendimle, bebeğimle, memelerimle, sütümle hatta annemin 20 günlük kısacık ve insafsız doğum izni yüzünden hiç inşa edilememiş sütüyle, anneannemin "oğlan çocuğu çok emzirilmez hevesli olur" denilerek elinden alınmış sütüyle yeniden tanışıyordum. Çok geç kalmamış olduğumu umarak, önce bebeğimi uykuda emzirmeye başladım. Sonra hemen bir flowcup edindim. Bakıcımıza da eşime de ben yokken bebeğimizi nasıl besleyeceklerini anlattım ve biberonu yok ettim. Ben çözüm bulduğumu düşünerek çok sevinmiştim ama bu sefer alışık olduğum desteği eşimden bile göremedim. Kimse biberonun suçlu olduğuna inanmak istemiyordu. Bardak veya flowcup hem bakıcımıza hem eşime hem de anneme çok tehlikeli geliyordu. Onlara göre bebek memeyi reddediyordu çünkü benim sütüm yeterince gelmiyordu. Okuduklarım olmasaydı bu tepkiler belki direncimi kırardı ve biberon tekrar ortaya çıkardı ama çıkmadı. Ben bebeğimi en az iki yıl emzirmeye niyetliydim artık ve çalışmam, okul ya da başka şeyler buna engel olmayacaktı.

Evdeyken bebeğimle yapışık yaşamaya başladım. "Kucağa alıştırıyorsun, sen yokken zor oluyor" diyen sesleri de "memede uyutma sonra mahvolursun" diyenleri de duymamaya başladım. Okulda ya da ofiste olmadığım her an bebeğim kucağımdaydı, istediği zaman emiyor, memede uyuyor, teni tenime değiyordu. Bebeğimden ayrı kaldığım anlarda da mutlaka süt sağıyordum. Hem de artık, çıkan sütün miktarıyla hiç ilgilenmeden sağıyordum. Süt kaynağımı korumak için sağım yaptığımı, memelerimin bebeğimin ihtiyacına uygun miktarda ve özellikte süt ürettiğini, sağım ile çıkan miktarın bebeğim emdiğinde çıkandan yüksek ihtimalle daha az olduğunu bilerek sağıyordum. Giderek daha çok süt biriktirdim ayrı kaldığımız zamanlarda yaptığım sağımla. Birgün hiç mama verilmesine gerek kalmayacak kadar süt sağmayı başardım. Ertesi gün mama kutusunu da çıkardım hayatımızdan.


Şimdi bebeğim 13 aylık. Hala süt kaynağımı korumak için sağım yapıyorum. Bebeğim emmeyi çok seviyor. Geceleri beraber uyuyoruz ve uyanıp uyanıp istediği kadar emiyor. Geceleri emzirmememi söyleyenleri, uyku eğitiminden bahsedenleri, sütümün suya dönüştüğünü iddia edenleri asla duymuyorum. Kulağımın seçici geçirgen bir filtresi var sanki artık, vicdanımın azıcık bile titrediği aklıma ve duygularıma uymayan hiç bir şeyi duymuyorum. Bebeğim istediği sürece ve istediği kadar emecek. Bu ona verebileceğim güzel şeylerden sadece biri, hayatımız boyunca daha niceleri olacak. Emzirmemek dünyanın sonu değil ama emzirmeyeceksem de bu benim ya da bebeğimin seçimiyle olmalı. Bilgisizliğim yüzünden, başkaları öyle istiyor diye ya da herkes tarafından kabul görmüş yanlış bilgiler yüzünden değil!

Şimdi bizim serüvenimizin kahramanlarına bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tüm kalbimle teşekkür ediyorum; @mugem.m (Müge Özmen, meme reddi teşhisi koyan sevgili arkadaşım, meslektaşım), @blwbebeği (yenidoğan cup feeding postunun sahibi), @charlotte_emzirme.destekcisi_ (tüm postlarını okuduğum, bebeğimi ve bedenimi anlamamı sağlayan insan), @izmiremzirmedanismani (Seda Diri İliç, postlarının altındaki her yoruma üşenmeden cevaplar yazan, mesajlarımı cevaplayan, anlamamda kocaman payı olan insan. Bir de “meme kenesi” isminin mucidi. Benim bebeğimin de evdeki adı Meme Kenesi 😊)

Kumru Alpaydın, Şubat 2021





Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share:

Emzirme Döneminde ilaç kullanımı

Emzirirken ilaç kullanmak güvenli midir?

İyi haber şu ki, araştırmalar nadiren sütten kesmeyi tavsiye ediyor. Sütten kesmeden veya emzirmeye geçici olarak ara vermeden önce daha fazla bilgi isteyin.

Doktorunuz bu güvenilir veri tabanlarindan birine bakabilir:                                                                                                                       


Android ve İphone için indirebilen uygulamalar:




Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share:

 Emzirme Döneminde Alkol Tüketimi


Derlenen ve türkçelestiren : Charlotte Codron, Esra Erkut Demiröz


Emziren annelerin bir çoğu kendilerini ara sıra biraz alkol içmek isteyebilecekleri bir durumda bulabilir. 

Yılbaşı akşam yaklaşınca literatür tarayıp uzmanların görüşleri alalım dedik. 

Emziren anneler alkol tüketebilir mi? 

Kadınlar, anne karnındaki bir çocuğa zarar verebileceğine dair kanıtlar nedeniyle hamilelik sırasında alkol tüketmemeleri konusunda uyarılırken, emzirirken alkol tüketmenin riskleri yeterince tanımlanmamıştır. 

Fazla alkol tüketimi ile bebeği emzirmek, bebeğin az kilo almasına veya gelişimini kötü yönde etkilenmesine sebep olabilir. Fazla alkol tüketen bir anne, yeterince emziremeyebilir. Bebek gerektiğinden fazla uyuyabilir veya gerektiği gibi emmediği için alması gerekenden az süt alabilir. Bebeğin motor hareketlerinin geç oluşmasına sebep olabilir. Eğer kendinizin veya tanıdığınızın fazlasıyla alkol tükettiğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.

Genel olarak, emzirmeden önce kendi vücudunuzda alkol temizlenmesi beklemeniz iyi olacaktır öyle hiç alkol bebeğinize geçmez. Özellikle 3 aylıktan küçük bebekler için buna dikkat etmeniz önemlidir. 

Anne sütüne geçen alkol miktarı annenin kanındaki alkol düzeyine eşdeğeridir. Bir içki içtikten sonraki otuz dakika  ila bir saat arasında, kanınızda ve sütünüzdeki alkol oranı en yüksek seviye ulaşır. 

Alkolün vücudunuzu terk etmesi için gereken süreyi birçok faktörlere göre değişir: Alkol miktarı, alkol tüketirken yemek yiyor olmanız, kilonuz, boyunuz… Ortalama olarak, bir standart içki içtikten sonra, CDC’ne göre iki saat beklemeniz gerekiyor ama karnınız aç ise, minyon tipi veya bir standart içkiden fazla içmişseniz bu süre daha uzun olabilir. 

Bir standart içki ne olduğunu merak ederseniz, şöyle tanımlıyor:

  • 350 ml bira (biranın alkolü %5 varsayarak)
  • 150 ml şarap (alkol oranı %12 varsayarak)
  • 40 ml sert içki (alkol oranı %40 varsayarak)
Kanınızdaki (ve sütünüzdeki)  alkol oranı (promil) tahmini öğrenmek için bu web sayfasını kullanabilirsiniz: Promil Hesaplama.

Alkol anne sütünde artarak çoğalmaz, aynı zamanla kandaki alkol oranının düştüğü gibi anne sütündeki alkol oranı da düşer. Alkol kanı terk ettiğinde anne sütünü de terk etmiş olur.


Sıkça Sorulan Sorular

Alkollü içecek içtikten sonra sütümü sağmalı ve sağdığım sütü atmalı mıyım?

Alkol kanınızdan atıldığında anne sütünden de atılmış olur. Alkol anne sütüne sürekli olarak kalmadığı için sütü sağma ve atma alkolü yok etmez. Sağma ve atma, bol miktarda su içme, dinlenme veya kahve içme vücudunuzdan alkolün atılmasını hızlandırmaz.

Eğer sarhoş olursam?

Sarhoş olan anneler tamamen ayık olana kadar yani alkolün neredeyse tamamı vücutlarında atılana kadar  emzirmemelidir. Sarhoş olana kadar alkol tüketiminden kaçınılmalıdır ama eğer bu durumda ise önceden sağılmış süt veya mama bebeğine verilebilir. Sütü sağıp dökmeye gerek yoktur, anne kendisine geldiğinde süt de temizlenmiş olur. 

Alkol emzirilen bir bebeği etkiler mi?

Evet.  Fazla alkol tüketimi ile bebeği emzirmek, bebeğin az kilo almasına veya gelişimini kötü yönde etkilenmesine sebep olabilir. 

Fazla alkol tüketen bir anne, yeterince emziremeyebilir. Bebek gerektiğinden fazla uyuyabilir veya gerektiği gibi emmediği için alması gerekenden az süt alabilir. Bebeğin motor hareketlerinin geç oluşmasına sebep olabilir. Eğer kendinizin veya tanıdığınızın fazlasıyla alkol tükettiğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.


 Alkol tüketimi olan anneler bebeğiyle birlikte uyumaması gerekir. Bu kural sadece emzirme ile ilgili degildir ve babalar için de geçerli. Ayni yatakta uyuyan herkes alkol tüketmemiş olmasi gerekiyor. Birlikte güvenli uyuma kuralları ile ilgili daha fazla bilgi için Mc Kenna’ nın kitabına bakabilirsiniz




“Makul ölçülerdeki alkol alımı hepten göz korkutucu olmamalıdır. Birçok ilaçta olduğu gibi alkolün de küçük bir kısmı süte geçer. Emziren kadın biraz alkol alıp normalde yaptığı gibi emzirmeye devam edebilir. Alkol almayı yasaklamak emziren anneler için hayatı gereksiz yere kısıtlamanın başka bir yoludur.”

~ Dr Jack Newman


Kaynak:





Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share:

Sütten Kesme Sürecinde (ve sonrasında) Üzüntü ve Depresyon

Orijinal : https://kellymom.com/ages/weaning/wean-how/depression-and-weaning/ Yazarın izniyle çevrilmiştir.
Yazanlar: Kelly Bonyata, IBCLC, Becky Flora, IBCLC ve Paula Yount 
Çeviren : Özlem Şahin, Çiğdem Kayacık


Sütten kesme sonrasında ağlamaklı, üzgün ya da hafif bunalımda hissetmek hiç de garip bir durum değildir; hatta bazı anneler asabiyet, kaygı veya ruh halinde ani değişimler de yaşar. Bu hisler genellikle kısa vadelidir ve birkaç hafta içinde kaybolmaları beklenir ama bazı annelerde belirtiler tedavi gerektirecek derecede şiddetli seyredebilir. Eğer bu durum hayat kalitenizi iki haftadan daha uzun süre etkilerse, dışarıdan destek almak iyi bir fikir olacaktır. 


Bu ani ruh hali değişikliklerinin kaynağı nedir? 

Bu konuda çok az araştırma var, fakat sütten kesme sürecinde ve sonrasında görülen ani ruh hali değişikliklerinde başlıca etkenin hormonal oynamalar olduğu düşünülüyor. Sütten kesmeyle beraber gerçekleşen değişikliklerden biri, prolaktin ve oksitosin seviyelerindeki düşüştür. Prolaktin, süt üretimi için gerekli bir hormondur, beraberinde kendini iyi hissetme, sakinlik ve rahatlık gibi duygular da getirir. Oksitosin ise, bazen ‘aşk hormonu’ olarak anılan, süt salınımında (sütün inmesi) rol oynayan hormondur. Bu hormonlardaki ani düşüşün bebeğini sütten kesen annenin duygularını etkileyebileceği akla yatkındır.

Bazı annelerin sütten kesme depresyonu yaşama olasılığı daha yüksek midir? 

Sütten kesme süreci ne kadar hızlı olursa hormon düzeylerindeki değişim o derece ani olacak, yan etkilerin görülme ihtimali de bir o kadar artacaktır. Emzirmeyi haftada tek bir öğünden fazla azaltmamak hem anne hem de bebek için daha şefkatli bir yaklaşımdır. Henüz hazır değilken (veya elinde olmayan sebeplerden dolayı) sütten kesmek zorunda kalan/bırakılan anneler ile daha önce depresyon hikayesi olan anneler sütten kesme depresyonuna daha yatkındırlar. 


Sütten kesmeye hazır hisseden ve kademeli olarak memeden ayıran anneler bile yoksunluk hissi ve üzüntü yaşayabilir. Sütten kesme çocuğunuzla aranızdaki fiziksel birliğin sona ermesi, hayatınızdaki bu çok özel dönemin kapanması demektir. Çocuğunuzun sizin varlığınıza olan güçlü ihtiyacının devam ettiğini aklınızda bulundurun, artık başka şekillerde ifade ediliyor olduğu halde. 



Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share:

Emzirme ve Orta Kulak İltihabı

Yazan : Burcu Ertürk Teke
https://www.bidunyacocuk.com/meme-reddi-emzirme-ve-orta-kulak-iltihabi/
Yazarın izniyle yayınlanmıştır. 

Virüsler veya bakteriler orta kulak iltihabına sebep olurlar. Boğazın arka kısmı östaki borusu ile orta kulağa bağlanır. Bakteriler boğazdan geriye doğru ilerleyerek, östaki borusunun iyi çalışmadığı durumlarda orta kulak iltihabına sebep olur. Çocukların orta kulak iltihabına yatkın olmalarının sebepleri yetişkinlere kıyasla kulak kanallarının daha dar, kısa ve yatay olmasıdır.

 

Orta kulak iltihabı riski yüksek olanlar:

  • Prematüre bebeklerde,
  • Küçük çocuklarda östaki borusu daha kısa olduğu için,
  • Kreşe giden çocuklarda, (üst solunum yolları rahatsızlıklarına daha sık yakalandıkları için)
  • Alerjik veya sigara dumanına maruz kalan çocuklarda, (sigara dumanı östaki borusunu tahrip ederek orta kulak iltihabı riskini arttırır)
  • Emzirilmeyen çocuklarda, (çünkü anne sütü enfeksiyonlara karşı koruyucu antikorlar içerir)
  • Biberonla ve yatar pozisyonda beslenen çocuklarda, (süt östaki borusuna girerek orta kulak iltihabı riskini arttırır) – Biberon alternatifleri: http://www.bidunyacocuk.com/meme-reddi/
  • Yarık damaklı çocuklarda yüksektir.

 

Bebeklerde verebileceği belirtiler:

-Bebeğin kulağını tutması, kaşıması

-Bir tarafa dönük yatmak istememesi

-Memeyi reddetmesi (kulakta oluşan basıncın ağrıya sebep olması sebebiyle)

-Ateş

-Genel huzursuzluk hali ve uykularda bozulma

-Şiddetli ağlamalar

-Kulak ağrısı*

*Araştırmalara göre orta kulak iltihabı vakalarının sadece %50-60’ında kulak ağrısına rastlanmış. Dolayısı ile ağrı önemli bir belirleyici semptom olsa da (özellikle büyük çocuklar için) her zaman tanı için mecburi bir belirti değildir.


Emzirme ve otit ilişkisi:

Bu konuda yapılmış bir araştırmada, 237 sağlıklı çocuk 0-3 yaş arası dönemde emzirme süreleri baz alınarak incelenmiş. Tekrarlayan otit vakaları, erken biberon kullanımı ile yüksek derecede ilişkilendirilmiş. Bunun aksine uzun süreli emzirilen bebeklerin 3 yaşa kadar otit riskine karşı korunduğu görülmüştür.

Haziran 2017’de yayınlanan, çocuklarda otit ve üst solunum yolları rahatsızlıklarının emzirme pozisyonu ile ilişkisini inceleyen diğer bir araştırmada annelerden alınan raporlara göre bebeğin emzirilme pozisyonu ile bu hastalıkların direk olarak ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı görülmüş.

Araştırma sonuçlarına göre, rahimdeki emme ve yutma hareketleri sırasında, yumuşak damağın ön kısmında alçalma meydana gelir. Aynı zamanda, dikey kısmı yükselir bu da orofarenksin (orta yutak) kapanmasına yol açar. Bu sebeple bebek yatar pozisyonda olsa dahi emdiği sütün östaki borusuna kaçma olasılığı yoktur.

Farklı olarak bebek biberonla ve mamayla beslendiğinde, yumuşak damak kas sisteminin sürekli olarak sarkması sonucu kasılmalar azalır. Bu sebeple süt orta yutağa girer ve östaki borusuna ulaşır. Mama aynı zamanda anne sütü gibi antikor da içermediği için ve hızlı bir şekilde bakteri üremesine ortam hazırladığı için orta kulak iltihabına sebep olabilir. Östaki borusunun açılmasından sorumlu olan kaslar, yumuşak damağın gergin kaslarıdır. Biberonla beslenen bebeklerde yetersiz çalıştığı ve zayıf olduğu için, yumuşak damağın gergin kaslarının zayıf aktivitesi sonucu büyük miktarlarda süt orta kulağa girer.

İnsan sütü insan türüne özgüdür ve anne sütündeki bağışıklık sistemini destekleyici proteinler koruyucu etki sağlar. Sadece emzirmek güvenlidir, bebeğin duysal ve bilişsel gelişimini sağlar ve içerdiği antikorlarla yaygın çocukluk çağı hastalıklarına karşı koruma sağlar.

Araştırmalara göre uzun süreli emzirmenin, üst solunum yolları rahatsızlıklarını ve orta kulak iltihabını azalttığı görülmüştür. Geçtiğimiz yıllara nazaran, emzirme oranlarının artması, sigara içme oranlarının düşmesi ve rutin aşılamalar gibi sebeplerle orta kulak iltihabı vakaları azalmıştır.

 

Kaynaklar:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2786955/

http://www.scielo.br/pdf/rcefac/v19n3/en_1982-0216-rcefac-19-03-00387.pdf

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1651-2227.1982.tb09476.x

https://kellymom.com/parenting/parenting-faq/ear-infection-nursing/

https://www.medicalnewstoday.com/articles/308382.php

Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share:

Emziren Annelerde Müzik Girişimlerinin Anne Sütü Miktarı Üzerine Etkisi:

Emziren Annelerde Müzik Girişimlerinin Anne Sütü Miktarı Üzerine Etkisi:

Randomize Kontrollü Çalışmaların Sistematik Derlemesi ve Meta-Analizi

Mustafa Volkan DÜZGÜN1, Zeynep ÖZER2

1-Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği,

2-Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği

Metnin tamamı için:https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/jan.14589
Yayın Tarihi: 10/10/2020

 

Araştırmalar sütü artırmada müziğin etkili bir araç olabileceğini gösteriyor

Anne sütü, beslenme ve biyoaktif bileşenlere göre farklılık gösteren kişiye özgü biyolojik sıvı olarak tanımlanmaktadır
(Mosca & Gianni, 2017; Sharp et al., 2014). Anne ve çocuk için kısa ve uzun vade de birçok yararı bulunan anne sütü (Mohd Shukri et al., 2019), bebek beslenmesinde en iyi kaynak ve altın standart olarak kabul edilmektedir (Lessen & Kavanagh, 2015; Victora et al., 2016). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından doğum sonrasında bebeğin ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmesi, 24 aya kadar da ek gıdalarla birlikte anne sütüne devam edilmesi önerilmekte olup, böylelikle beş yaş altı ölümlerin azaltılabileceği bildirilmektedir. DSÖ ve UNICEF gibi Amerikan Pediatri Akademisi de doğumu izleyen ilk altı ay boyunca bebeklerin sadece anne sütü ile beslenmesini önermektedir(WHO, 2017).

Müzik girişimleri ruh sağlığı, özel eğitim, rehabilitasyon, ağrı yönetimi, stres, yorgunluk ve sosyal gelişim gibi çeşitli alanlarda kullanılmakla beraber (Keith, Weaver, & Vogel, 2012; Kittithanesuan, Chiarakul, Kaewkungwal, &Poovorawan, 2017; Yangöz & Özer, 2019), anne sütünü artırmada kullanılan non-farmakolojik yaklaşımlar arasında önemli bir yer almaktadır. Müzik oksitosin ve endorfin salınımını uyararak anne süt üretiminin artırılmasında olumlu etkileri bulunmaktadır. (Ak, Lakshmanagowda, G C M, &Goturu, 2015; Nilsson, 2009). Endorfin salgısının artması süt yapım hormonlarını açığa çıkararak anne sütü üretimine etki etmektedir  (Ak et al., 2015; Keith et al., 2012; MohdShukri et al., 2018).Müzik girişimleri oksitosin seviyesini artırarak annelerin streslerinin azalmasına yardımcı olmakta ve süt üretimini artırmaktadır (Ak et al., 2015; Keith et al., 2012; Mohd Shukri et al., 2018).

Hemşire ve ebeler anne sütü üretimini iyileştirmek için yapılan girişimlerde önemli bir yere sahiptir. Kanıta dayalı bakımın geliştiği hemşirelik ve ebelik uygulamalarında müzik girişimlerinin kullanması önemlidir. Emziren annelerde müzik girişimlerinin kullanılmasıyla anne sütü miktarının artacağı ve emzirme oranlarının yükseleceği düşünülerek A düzeyinde kanıtlar sunmak amacıyla bu sistematik derleme ve meta-analiz yapılmıştır.

Bu sistematik derleme ve meta-analizde müziğin anne sütü miktarına etkisi değerlendirilmiş ve dâhil edilen beş randomize kontrollü çalışmanın sonucuna göre müziğin anne sütü miktarını artırmada etkili bir yöntem olabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışma sonuçlarından ebelerin, hemşirelerin, akademisyenlerin, annelerin ve çocuklarının genel olarak toplumun yararlanması beklenilmektedir. Ayrıca emzirmeye danışmanlık veren ebe ve hemşirelerin, yeni bir bakım yöntemi kazanacağı, bakım kalitesini artıracağı, anne sütü miktarını artırabileceği, anne ve bebeğin stresini azaltabileceği ve emzirme oranlarını artırabileceği düşünülmektedir.

Kaynaklar

Mosca, F., & Gianni, M. L. (2017). Human milk: composition and health benefits. Pediatr Med Chir, 39(2), 155. https://doi.org/10.4081/pmc.2017.155

Sharp, J. A., Modepalli, V., Enjapoori, A. K., Bisana, S., Abud, H. E., Lefevre, C., & Nicholas, K. R. (2014). Bioactive Functions of Milk Proteins: a Comparative Genomics Approach. J Mammary Gland Biol Neoplasia, 19(3-4), 289-302. https://doi.org/10.1007/s10911-015-9331-6

Mohd Shukri, N. H., Wells, J., Eaton, S., Mukhtar, F., Petelin, A., Jenko-Pražnikar, Z., & Fewtrell, M. (2019). Randomized controlled trial investigating the effects of a breastfeeding relaxation intervention on maternal psychological state, breast milk outcomes, and infant behavior and growth. The American Journal of Clinical Nutrition, 110(1), 121-130. https://doi.org/10.1093/ajcn/nqz033

Lessen, R., & Kavanagh, K. (2015). Position of the Academy of Nutrition and Dietetics: Promoting and Supporting Breastfeeding. Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics, 115(3), 444-449. https://doi.org/10.1016/j.jand.2014.12.014

Victora, C. G., Bahl, R., Barros, A. J. D., França, G. V. A., Horton, S., Krasevec, J., . . . Rollins, N. C. (2016). Breastfeeding in the 21st century: epidemiology, mechanisms, and lifelong effect. The Lancet, 387(10017), 475-490. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(15)01024-7

WHO. (2017). Guidance on ending the inappropriate promotion of foods for infants and young children: Implementation manual. Retrieved from https://www.who.int/nutrition/publications/infantfeeding/manual-ending-inappropriate-promotion-food/en/

Keith, D. R., Weaver, B. S., & Vogel, R. L. (2012). The Effect of Music-Based Listening Interventions on the Volume, Fat Content, and Caloric Content of Breast Milk–Produced by Mothers of Premature and Critically Ill Infants. Advances in Neonatal Care, 12(2), 112-119. https://doi.org/10.1097/ANC.0b013e31824d9842

Kittithanesuan, Y., Chiarakul, S., Kaewkungwal, J., & Poovorawan, Y. (2017). Effect of music on immediately postpartum lactation by term mothers after giving birth: a randomized controlled trial. J Med Assoc Thai, 100(8), 834-842.

Yangöz, Ş. T., & Özer, Z. (2019). The effect of music intervention on patients with cancer-related pain: A systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. Journal of Advanced Nursing, 75(12), 3362-3373. https://doi.org/10.1111/jan.14184

Ak, J., Lakshmanagowda, P. B., G C M, P., & Goturu, J. (2015). Impact of music therapy on breast milk secretion in mothers of premature newborns. Journal of Clinical and Diagnostic Research: JCDR, 9(4), CC04-CC06. https://doi.org/10.7860/JCDR/2015/11642.5776

Nilsson, U. (2009). Soothingmusic can increaseoxytocinlevelsduringbed rest afteropen-heartsurgery: a randomisedcontroltrial. Journal of ClinicalNursing, 18(15), 2153-2161. https://doi.org/10.1111/j.1365-2702.2008.02718.x

MohdShukri, N. H.,Wells, J. C. K., &Fewtrell, M. (2018). Theeffectiveness of interventionsusingrelaxationtherapytoimprovebreastfeedingoutcomes: A systematicreview. Maternal& Child Nutrition, 14(2), e12563. https://doi.org/10.1111/mcn.12563

 

 



Devamını Oku
Hiç yorum yok
Share: