Prematüre bir Bebek


Merhaba, Hikayemi diğer annelere umut olması için paylaşmanızı rica ediyorum. 

Benim için anne olmak yaptığım en iyi şeydi, aynı zamanda en zoru. Kendi hikayemi sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü o günlerde umuda ne kadar ihtiyaç duyduğumu çok iyi hatırlıyorum. 2014 martta hamile olduğumu öğrendim. Planlı bir durum değildi. Sri Lanka'ya yeni yerleşmiştik. Şartlar pek umduğum gibi değildi. Kesenin yırtılması sonucu 29 haftalık normal doğum yaptım. 


Doğumdan on dakika sonra bir hemşire elinde şırıngayla yanıma geldi. Süt istiyordu. İnanamadım. Daha 11 haftam varken doğurup bir de süt verecektim. Ben şaşkın bakarken hemşire masaj yaparak çıkan her damlayı şırıngaya çekti. 1cc sarı bir sıvı çıkmıştı. Bebeğim 1350 gr doğdu. O kuvözdeyken zor günler geçirdik. Böyle bir ülkede prematüre olmak daha bir zordu. Hastane yaşadığımız yere 1,5 saat uzaklıktaydı ve yakınlarda ailemiz ya da arkadaşımız yoktu. Her gün erkenden hastaneye gidiyor, olabildiğince fazla oğlumun yanında kalıyordum. 


İlk günlerde oğlum sadece gavajla besleniyordu. Durumu biraz düzelince doktorumuz emzirmemi istedi ve ekledi: " Ememezse üzülme, daha çok küçük" Nasıl tutmam gerektiğini hemşireler gösterdi ama o bakışlar altında hiç rahat değildim. Zayıf da olsa oğlum emiyordu. Doktorumuz şaşırmıştı bense çok mutluydum. Hamileliğin başından beri emzirmeyi çok istiyordum. 32. Haftasında az da olsa emen oğlumu her gün 5/10 dakika emziriyordum. 

Sonra doktorumuz kapla besleme kararı aldı. İnternette bununla ilgili bir şeyler okumuştum ama nasıl olacağını merak ediyordum. Prematüre bir bebeğin minik bir bardaktan süt içmesi olanaksız gibi geliyordu. Hemşirelerden öğrendiğim gibi içirmeye çalıştım. Ancak 20 cc sütü içirmek 1 saat sürüyordu. Üstelik oğlum hep uyuyordu. Ağzına minik damlalar halinde bile döksem boğulacak gibi oluyordu. Çok zordu. Doktorumuza biberonla beslesem dedim. Bana aynen şunu söyledi. "Emzirmek istiyorsan biberonu unut. Biberondan emmek kolaydır. Süt hep aynı hızda gelir. Bebek için memeden emmek zordur. Biberona alışırsa büyük ihtimalle seni reddeder." Mantıklıydı. Emzirmek istiyordum. Devam edecektim. 3 saate bir süt sağıyor, termal çantamla hastaneye getiriyor. Döke saça, damla damla oğluma içirmeye çalışıyordum. Her gün hastaneye gitmek, süt sağmak, güzel haberlerde uçup kötü haberlerle yerle bir olmak ağır geliyordu. Resmen çokmüştüm. Gündüzleri hastanede koşturuyor, bir sandalyenin üzerinde süt sağıyordum. Geceleri ev işlerini yapıyor ve yine süt sağıyordum. Gün de en fazla 4/5 saat uyuyordum. Bazen gece sağmak için uyanamıyordum. 


Oğlum 38 gün sora eve geldi. Artık hastanede meraklı gözlerin altında emzirmeye çalışmayacaktım. Pompayı taşımak zorunda değildim. Yola gitmek yoktu. Bebeğimi öpüp kokluyordum. Mutluyduk. Ancak oğlum 1500 gramdı. İyi beslenmesi ve hızlı kilo alması gerekiyordu. İşte işin asıl zor kısmı başlamıştı. İlk üç ay misafir kabul etmemiz ve bebeğin dışarı çıkması yasaktı. Sıkı hijyen kurallarıma uymak zorundaydık. Her üç saatte bir en az yarım saat emziriyordum. Bazen uyuya kalıyor bazen de memeyle oynuyor, güçlü bir şekilde ememiyordu. Yine de umudumu yitirmedim. Kendime bunu alışması için yaptığımı, bir gün normal bebekler gibi emeceğini telkin ediyordum. İyice yorulmuştum. Emziriyor, oğlumu uyutuyor, süt sağıyor, kapla besliyor, pompayı yıkıyor ve her defasında sterilize ediyordum. Tam bitirdiğimde oğlum yeniden uyanıyordu. Eşimle beraber oğlumuzun kıyafetlerini yıkıyor, hepsini ütülüyor, temizlik ve yemeği yapmaya çalışıyorduk. O bir yandan da işe gidiyor fırsat bulunca alışverişi yapıyordu. Bense yarım saatlik uykularla süt işlerini hallediyordum. Bedenim ve ruhum yavaş yavaş iflas ediyordu. 

Oğlum savaştı ve başarmıştı. Süt onun hayatını kurtarmıştı. Emzirmeliydim, pes edemezdim... İki ay bu tempoda devam ettim. Herkese danışıyordum; " Ne zaman emer ki?" Kapla beslerken oğlum güzel kilo almıştı neredeyse 3 kilo olmuştu. Yavaş yavaş kapla beslemeyi azalttım. Ama korkuyordum. Ya ememiyorsa, beslenemiyorsa, kilo kaybederse? Doktor kontrolümüzde oğlumun kilo alımının yarı yarıya gerilediğini gördük. Üzülmüştük. İki hafta daha devam ettim kapla beslemeye. Sadece emzirdiğim saatlerde mutlaka sağıyordum. Memeler bir türlü boşalmıyor, rahatsızlık veriyordu. Artık emzirirken hissediyordum, bebeğim her gün biraz daha güçlü emiyordu. Hadi dedim, olacak bu iş!

Üçüncü aya girerken kapla beslemeyi bıraktım. Doktor kontrolünde korku ve heyecanla tartıya baktım. Gözlerime inanamıyordum. Oğlum neredeyse iki katı fazla tartı almıştı. Yani benim kapla içirdiğimden daha fazla emebiliyordu. Eşimle birbirimize sarıldık. Benim gözümden yaşlar dökülüyordu. Bir hafta daha sağmaya devam ettim. Sonra sağma ihtiyacı hissetmedim. 4. Ay civarı meme protestosu başladı. Kucağıma alınca kendini yay gibi geriyor, emmek istemiyotdu. Uykuluyken emzirmeye, ten teması yapmaya gayret ettim. 

Oğlum şu an 13 aylık. Emziriyorum. Ne zaman isterse, ne zaman ağlarsa... Çok zordu. İmkansız değildi. Oğlum ve ben başardık! Şimdi heyecanla tişörtümü çekiştiren bir bebeğim var 😀 Her annenin bebeğini doyasıya emzirmesi dileğiyle... Bol sütlü günler