Emzirilen Bebeğin Gece Uykusu: Efsane ve Gerçekler


Orijinal Yazı: Your Breastfed Baby at Night: Fact and Fiction about your Nocturnal Newborn
Yazar: Susan E. Burger, MHS, PhD, IBCLC
Kaynak: New Beginings, La Leche League USA, 2010, issue 4, page 4-7
Çeviren: Deniz Baylan Yağız

Yardımları için Gülşen Dede ve Zeynep Çetin’e teşekkür ederiz.


"Bebek gibi uyumak" deyimi genellikle sağlıklı, derin ve kaygısızca uyuyan bir bebeği çağrıştırır. Uykusuzluk çeken kaç kişi bu görüntüye gıpta etmez ki ? Eğer bebekler bu kadar iyi uyuyorlarsa, neden onları uyku konusunda eğitmek için bu kadar çok kitap bulunuyor?
Aslında; çoğu sağlıklı yenidoğan yeterince uyumaktadır. Anne ve babaların, bu son derece normal olan kısa ve kesintili uyku ritmine alışmaları gerekir. Fakat alışmış oldukları, kesintisiz uyku düzeninden dolayı başta zorlanabilirler.




Zannettiğimizden daha fazla uyuyoruz

Öncelikle, gerçeğine karşın, uykuyla ilgili olan inançlarımıza hızlıca bir göz atalım. Çoğunlukla yetişkinler, sabah uyandıklarında kaç saat uyumuş olduklarını unutumaktadırlar. New York Times'da yayınlanan “The Sleep-Industrial Complex" başlıklı bir makaleye göre, "uykusuz kişiler uykuya dalmak için geçen süreyi abartarak anlatırken, uyku sürelerini de küçümsüyorlar". Hatta bazı uyku uzmanları uykuyu kendi kültürel normları çerçevesinde değerlendirme eğilimindedirler. İşte tüm bu nedenler yüzünden, kendi uykularını anlatan kişilere dayanan çalışmalar, olayların gerçekliğinden çok, konuyla ilgili popüler inançları yansıtmaktadır.

Uyku aralığı

Eğer gece ilgilenecek bebekleri olmayan yetişkinler bile aslında uyuduklarından daha az uyuduklarını zannediyorlarsa, yeni ebeveynlerin kendilerini daha da az uyumuş hissetmeleri hiç şaşırtıcı değildir.
Bu durum; ebeveynlerin, bebeklerinin geceleri daha uzun süre uyumalarını sağlamak için arkadaş ve akrabalarından gelen biberon ile hazır mama verme gibi iyi niyetli tavsiyelerine neden uyduğunu açıklıyor.
Bu tavsiyelerin gerçeklik payı olabileceğini düşünüyorsanız, bu konuda yapılan çalışmanın sonuçları sizi şaşırtacaktır.
Araştırmada;
Bileklerine bağlı monitörler sayesinde, 3 aylık bebeği olan ebeveynlerin uyku süreleri, objektif bir şekilde ölçüldü.
Araştırma sonucunda;
Bebekleri geceleri ve /veya akşamları emen aileler, bebekleri biberonla beslenen ailelere göre 40-45 dakika daha fazla uyumaktaydı. Ayrıca, emen bebeklerine akşamları bir biberon hazır süt veren ebeveynler ise yalnızca emzirilen bebeklerin ebeveynlerine kıyasla daha az uyumaktaydı. Bu durum anneler kadar babalar için de geçerliydi.
Lütfen size, emzirmenin sık uyanma ve sık emmeyle geçen ilk günlerinde, nasıl ve nedenleriyle daha kaliteli uyuyabileceğinizin formülünü vermeme;
Daha sonra hazır sütün bebeklerin uyumasına yardımcı olduğu mitinin nasıl yaratıldığını anlatmama izin verin.

Aralıksız beslenme

Hamilelik süresince bebeğinizi beslemek için hiçbir özel çalışmaya/çabaya ihtiyacınız yoktur: sağlıklı bir şekilde beslenmeniz yeterlidir. Kanınızdaki besinler aralıksız olarak göbek bağı aracılığıyla bebeğinize geçmektedir. Ancak göbek bağı kesildiği anda ciddi bir aşama başlar!

Mideye karşı beyin

Bebeklerimizin doğumu söz konusu olunca insan zekası bizi fizyolojik bir anlaşmaya zorlar. Bebek, kafası doğum kanalından geçemeyecek büyüklüğe gelmeden rahmi terk etmelidir. Bu nedenle, midesi henüz çok küçük ve tam olarak gelişmemişken dünyaya gelir. Doğumundan sonra, özellikle gelişiminin %25’ini gerçekleştirdiği ilk 3 ay boyunca, beyni sürekli bir yakıt kaynağına ihtiyaç duyar. Yani bebek kocaman beynini beslemek için, küçücük midesini sürekli doldurmak zorundadır. Yeni doğanların 24 satte yaklaşık 8-12 defa, her defasında ortalama 20 ila 50 dakika emdikleri tahmin edilmektedir.

Genişleyen bir mide

Yeni doğanın sürekli beslenmeye başladığı göz önüne alındığında, tüm gündüz ve geceyi bu şekilde geçirdiği izlenimine kapılabiliriz. Ama unutmayın ki büyüyüp geliştikçe daha az zamanı bu şekilde geçirecektir. Doğduğunda, midesi sadece 5-7 ml sıvı alabilir ( 1-1,5 kahve kaşığı kadar). Onun minicik midesine 60 ml süt koymaya çalışırsanız, sizin 9 litre suyu yutmaya çalıştığınız andaki hissi yaşayacaktır. Normalde, hamileliğin son 3 aylık döneminde, doğumundan sonraki ilk günler için yeterli yağı depolamış olmalıdır. Rahmin steril ortamından çıkıp, kendi mikrop dolu dış ortamına çıktığı anda, ihtiyacı olan ilk şey sütünüzdeki antikorlardır.
Cesaret! Beslenmeyi öğrendiği aynı süre içerisinde, midesi de hızlıca başlangıçtaki boyutunun 11 katına ulaşacaktır. Onuncu günde, midesi rahatlıkla 60 ila 80 ml alabilecektir. Ancak, kendi mideniz onunkinden hala 13 kat daha büyük olacaktır. Bu nedenle, daha uzun süre uyuması için ihtiyacından fazla beslemeye çalışmayın. Kötü bir sindirim onu daha sık uyandırma riski taşımaktadır. Ayrıca fazlaca bir beslenme iştahını düzenlemeyi zorlaştırıp, gelecek hayatında kendisine kilo problemleri yaratabilir.

Gece kuşu

Gündüz ve gece devam eden sık emzirmelerin yanı sıra, ebeveynler, doğumdan sonra bebeklerin daha çok gece kuşu olduğu durumuna alışmak zorundadırlar. Hamileliğiniz süresince bebeğinizin, sizin aktif olduğunuz gündüzler yerine, daha çok gece hareket ettiğini fark etmişsinizdir. Bunun bir açıklaması, gündüz sizin hareketlerinizle sallanıyor olması, gece ise siz sakinleşince onun aktifleşmesidir.
Umutsuzluğa kapılmayın. Sütünüzdeki miktarı geceleyin artan melatonin, bebeğinizin doğal saatini düzenlemeye yardımcı olacak ve geceleri daha fazla uyumasını sağlayacaktır. Bebeğiniz sonsuza kadar bir gece kuşu olarak kalmayacaktır.

Telafi uykusu


Eğer yetişkinlerin mutlaka aralıksız 8 saat uyuması gerektiğini düşünüyorsanız, acıkıp sizi uyandıran yeni doğanınız tarafından uyandırılmak sizi endişelendirecektir. Oysa ki, tarihçilere göre 1-2 yüzyıl öncesine kadar batılı toplumlarda uyku alışkanlığı aralıksız 8 saat değil, gecenin ortasında 1 veya 2 saat aktivite ile bölünmüş iki parçadan oluşmaktadır. Belki de yapay aydınlatmanın kullanımı, akşam saatlerinde uyanık geçirilen zamanın uzamasına yol açıp, uykumuzu 8 saatlik tek bir parçaya toplamış /yoğunlaştırmış, bizi olağandışı bir düzene sürüklemiştir. Bu da pek çoğumuzun, anormal uyku düzeni olanların bebeklerimiz olduğu fikrine inanmamıza yol açmaktadır.
Kendinizi uzun tek parçalı bir uykuya odaklamayın. Daha çok kendinizi daha fazla dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacak alışkanlıklar edinin. Doğumdan sonra, bedeniniz daha kısa uyku süreleri ile telafi uykusu depolayacaktır. Emzirme, doğum sonrasında,  siz bebeğinize annelik yapmayı öğrenirken, bedeninizin dayanıklılığını geri kazanmasını sağlayan ve onu koruyan olağanüstü bir mekanizmadır
Aşağıdaki ipuçları emzirmeyi pekiştirme ve daha sağlıklı bir uyku için size yardımcı olacaktır

Yakınlık

İşte o ilk dakikalarda,  birbirinize yakın olursanız, siz ve bebeğiniz için biyolojik ritmi senkronize etmek daha kolay olacaktır. Yetişkinler genelde aynı odayı paylaştıklarında uyku ritimlerini birbirine uydururlar, bu durum siz ve bebeğiniz için de geçerlidir. Eğer size çok yakınsa, onun bütün küçük seslerine alışacak ve içgüdüsel olarak size ihtiyacı olduğunda hafif uykunuzdan uyanmaya başlayacaksınız. Bu durum, derin uykunuzdan bir çalar saat tarafından koparılmanızdan çok daha az rahatsız edici bir durumdur.
Onu beslemek dahil, bebeğinize ait bütün bakımlar, o sizin yakınınızdayken daha da kolaylaşacaktır. Geceleyin, o eğer yanı başınızdaysa, ihtiyaçlarına cevap vereceğiniz süre daha kısa olacaktır. Bu durum aynı zamanda daha kolay uykuya dalmanızı da sağlayacaktır. İhtiyaçlarına cevap veriyor olmanıza güvenecek ve böylelikle keskin çığlıklarla sizi uyandırma ihtimali de azalacaktır.
Bebekle aynı odada uyumanın ani bebek ölümü riskini de azalttığını bilmek gerekir. Yapılan bir çalışmada, ani bebek ölümlerinin %36’sı bebeğin ayrı bir odada uyuyor olmasıyla ilişkili olabileceği söylenmektedir. 

Ten tene temas

Bebeğiniz, yaşamsal tüm ihtiyaçlarının olduğu ve sıcak rahmi terk ederken hiç alışık olmadığı; ısı, ışık, ses ve dokunsal duyumlara maruz kalacak ve tüm bu değişiklerle başa çıkması gerekecektir. İşte o ilk dakikarda, teninin teninizle ilk doğrudan teması, onun vücut ısısını, kalp ritmini ve nefesini düzenleyerek sabitleyecektir. Bebek fizyolojik olarak sabit kaldığında daha sakin olacaktır. Sizde ise oksitosin hormonunu arttıracaktır. Bu hormonu “aşk ilacı” gibi düşünün, bebeğinizle bağ kurmanızı kolaylaştıracak, daha sakin ve rahat hissetmenizi sağlayacaktır. Bu ilk ten teması aynı zamanda bebeğinizin beslenme reflekslerini harekete geçirecektir. Kıpırdanıp sürünerek, tek başına memeye doğru tırmanmasını sağlayacaktır. Uzatılan ten-tene temas süresi, bebeğinizin göbek bağından serbestçe gelen besinlerin birden kesilmesine adapte olmasını sağlayan bu refleksleri güçlendirecektir.

Sık emzirmeler

Bebeğinize dokunduğunuz, onu duyduğunuz, gördüğünüz veya kokusunu hissettiğiniz anda göğüslerinizin harekete geçmesi olası bir durumdur. Bu durum memenizi aldığı an güçlenebilmektedir. Oksitosin salgılandıkça kendinizi rahatlamış ve uykulu hissedebilirsiniz. Bu enerjinizi kaybettiğiniz anlamına gelmez. Tam tersine, bu kendini bırakma hissi doğumdan sonra dinlenmenize ve yeni bebeğinizle olan hayata alışmaya çalışırken dayanıklılığınızı korumanıza yardımcı olacaktır. Bir başka deyişle, oksitosinin iki işlevi vardır; o aynı zamanda sizin için zararsız bir uyku ilacıdır.

Bebeğinizi her emzirdiğinizde, vücudunuzda prolaktin hormonunu yükselecektir. Prolaktini süt üretiminizi tetikleyen bir madde olarak düşünebilirsiniz. Nasıl daha fazla antrenmanla daha fazla kas yapılıyorsa, seyrek emzirmelere kıyasla, düzenli ve sık emzirmeler, süt gelme durumunu da daha hızlı bir şekilde yoluna koyacaktır.

Efsanenin kaynağı

Eğer sık uyanma ve emzirmeler bir yeni doğan için biyolojik norm ise, neden bunca aile hazır sütün bu normu “iyileştireceğine” ve bebeklerine daha uzun süre uyumak için yardımcı olacağına inanmaktadırlar?
Bu efsane, kadınların aktif olarak süt vermekten, kendi gözlemlerine güvenip bebeklerinin ihtiyaçlarını karşılamaktan caydırıldığı bir döneme aittir.
Anneleri ve bebekleri birbirinden ayırmayı öngören politika ve uygulamalar kurumsallaştırılmıştı. Hastaneler, çalışanları daha az sıklıkla bebek beslemeye gitsin veya daha az sıklıkla bebekleri annelerine götürsün diye, emzirme için katı saat uygulamaları dayatmaktaydı. Bu seyrek gerçekleşen emmeler bebeğin yeterli miktarda kalori almasını engellemekte ve pek çok anneyi oksitosinin rahatlatıcı etkisinden mahrum etmekteydi.
Bebeğe annesinin göğüslerini yeteri kadar sürede ve sıklıkta boşaltmasına izin verilmediğinde, göğüsler acılı bir şekilde sıkışmaktaydı. O kadar çok süt dolmakta ve gerginlik olmaktaydı ki bebeğin dudakları memenin üstünden kayabilmekteydi. Bebek hayal kırıklığına uğramış şekilde çenesini üstüne kapatıp anneye ciddi bir acı yaşatabilmekteydi. Öyle ki, anne, bebek hala aç olduğu halde onu memeden ayırma noktasına gelebilmekteydi. Süt ile dolu, sıkışmış göğüsleri vücuduna üretimi yavaşlatması komutunu vermekteydi. Anne bebeğe bir biberon hazır süt vermeye karar verdiğinde ise, bebek, sadece sonunda kendi kalori payını aldığı için uykuya dalabilmekteydi. Bu şekilde anne, hazır sütün daha iyi uyuttuğuna inanabilmekteydi. Oysaki bebek, anne sütünden alacağı kalorilerle aynı şekilde gayet iyi uyuyabilecekti.  Aslında, anne ve bebeğin senkronize olma şansları hiç olmamıştı.
Günümüzde, hala pek çok kadın iyi bir şekilde emzirmeyi başlatmak ve bebeklerinin ritmine uyum sağlamak için ihtiyaçları olabilecek desteği alamasalar da; neyse ki bebekler için daha normal olan beslenme ve uyku şemalarına dönmekteyiz.

Kaynak

Daha Fazla Bilgi

Emzirme Sanatı, La Leche League International, Gün Yayıncılık, 2011 ISBN: 978-605-4540-14-3. Sayfa 120, 142-144, 261-285
Bebeğinizle Birlikte Uyumak, Dr.James J.McKenna, Gün Yayıncılık, ISBN: 978-605-4540-22-8
Doğal EbeveynlikDr. William SearsMartha Sears, Doğan Kıtap 2011 ISBN: 978-605-09-0362-1
Çocukların Uyku Problemlerine Dair Çözümler, Elizabeth Pantley, Yakamoz Yayınları,2010, ISBN:6053842385